Mehmet
pasaşa 1674 yılında yaptırmaya başladığı saray tam 1
asır sonra 1784
de ikinci ishakpaşa tarafından bitirilmiştir.
Yüksek
bir kaya kütlesinin üzerinde vadiye ve ovaya muhteşem
bir kartal yuvası gibi bakan yapıda Osmanlı, Fars ve
Selçuklu mimarisi özelliklerini bir arada görmek mümkündür.
Yapı
saraydan öte bir külliyedir ve bu özelliğiyle Topkapı
sarayından sonra ikinci saraydır.
Bazı
bölümleri zaman içerisinde hasar gördüğünden dolayı
toplam kaş odası olduğu tespit edilememiştir. Ancak
bir rivayete göre 366 oda olduğu söyleniyor.
Saray
şu an Doğubeyazıt a tepeden bakmasına rağmen zamanında
Doğubeyazıt ilçesi sarayın eteklerinde yerleşmiştir.
Daha sonra vadiye inen halk şu anki yerleşim bölgesine
taşınmıştır.
Sarayın
içerisinde inşa edilmiş kanallar vasıtasıyla tüm yapıyı
dolaşan su buharları zamanında ısıtma işleimi görmüş
ve ilk merkezi ısıtma sistemine bir örnektir.
Sarayın
som altından kapısı Rus işgalinden sonra ruslar tarafından
sökülerek Moskova'ya götürlmüş halen Moskova'da müzede
sergilenmektedir. Sarayın ihtiyaçlarını karşılamak ve
güvenliğini sağlamak amacıyla saray avlusunda süvari
birliklerin kalacağı yerler, mahkeme salonu, zindan,
ardiye, cami gibiyapıtlar mevcuttur. Tarih içerisinde
bir çok hasar gören yapının bir kısmı çelik kolonlarla
güçlendirilerek restore edilmiştir. Saray yerleşim olarak
hem vadiye yukarıdan hakimiyet hemde zamanında güvenlik
olarak koruması daha kolay olması amacıyla yüksek bir
yere inşaa edilmiştir. Ayrıca kapı girişinde bulunan
kayalık kısım ise muhtemel saldırılarda kapının kütükle
kırılmaması için yeterli alanı bırakmamakla birlikte
gelen kişilerin belirli bir kalabalıkta olmasını sağlayarak
savunma kolaylığı sağlamıştır.